Embed

6.SINIF TÜRKÇE

 

6. SINIF TÜRKÇE SINAVI - 2

1. “Yeşil yeşil pencerelerden bir gül at bana,
Işıklarla dolsun kalbimin içi.
Geldim işte mevsim gibi kapına,
Gözlerimde bulut saçlarımda çiğ.”
Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki ses olaylarından hangisi yoktur?
A) Kaynaşma B) Ulama C) Ünsüz yumuşaması D) Ünsüz benzeşmesi

2. Aşağıdaki sözcük çiftleri arasında bir anlam ilişkisi vardır. Buna göre hangisi diğerlerinden farklıdır?
A) Çalışkan – Tembel C) Savurgan - Tutumlu
B) Vasıta – Araç D) Sert – Yumuşak

3. “ ile ” kelimesi aşağıdakilerin hangisinde bağlaç olarak kullanılmıştır?
A) Bu adamla yolculuk yapılmaz. C-) Benimle uğraşmanın yanlış olduğunu öğren.
B) Seninle ben çok iyi anlaşıyoruz. D) İnsanlarla geçinmenin yollarını araştır.

4. “ Ben sana mecburum bilemezsin. ” dizesindeki fiil olan sözcük için aşağıdaki yargıların hangisi doğrudur?
A) haber kipi – geniş zaman – olumsuz – II. tekil kişi
B) haber kipi – gelecek zaman – olumsuz – III. tekil kişi
C) dilek kipi – istek – olumsuz – II. tekil kişi
D) haber kipi – geniş zaman – olumsuz – I. tekil kişi

5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ilgi zamiri vardır?
A) Kitaptaki soruları çözüp bitirdin mi?
B) Bilmelisin ki bu böyle sürmez.
C) Benim biletim çantamda kalmış, seninki nerede?
D) Caddedeki çukurlar görünümü bozuyor.

6. “ – yor ” eki büyük ve küçük ünlü uyumuna aykırı bir ektir. Bu ekten önceki geniş – düz ( a – e ) ünlüler daralarak ( ı – i ) olur.
Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi bu kuralın dışında kalır?
A) Akasyalar eliyor günü suyun yüzüne. C) Nasıl bakıyor dersiniz bize yıldızlar.
B) Bilmiyor günün değerini insanoğlu. D) Patlıyor insanın sabrı amaçsız yaşamda

7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?
A) Tek heceli bazı sözcüklerin son sert ünsüzleri yumuşamaz.
B) “ yağmur, kabuk, havuç ..” sözcükleri küçük ünlü uyumuna uygundur.
C) “ c, d, g ” ile başlayan ekler, sert ünsüzle biten sözcüğe eklenince “ ç, t, k ” olur.
D) Ünlü uyumu, Türkçe’yi başka dillerden ayıran bir özelliktir.

8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde büyük harflerin kullanımı ile ilgili bir yanlışlık
yapılmamıştır?
A) Geç vakit Ahmet çavuş bize geldi.
B) Sınıfça “ güzelim kıyı ” adlı parçanın planını çıkardık.
C) Ülkemizde güney Ege kıyılarımızda deniz çok temizdir.
D) Her yıl temmuz ayında İzmir’e gideriz.

9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yoktur?
A) Bu soruyu çözemeyeceğimi mi sanıyorsun? C-) Geldiğinde beni arıyacağını umarım.
B) Hukuğun üstünlüğü tartışılmaz. D-) İhtiyar yavaşca yerinden doğruldu.

10. “ Ben de temmuz öğlesi sıcağı ... sokağa çıktım. Akşama ... Taksim ‘de kasım ayazına tutuldum.” Cümlesindeki boşluklara aşağıdaki kelime çiftlerinden hangisi getirilmelidir?
A) ile – sanki B) çünkü – doğru C) fakat – az D) ile – doğru
11. “ Ağaca çıkmasını bilirim;
Tanırım meyvenin oluşumunu;
Taş kırmak da gelir elimizden,
Ateş yakmak da aş pişirmek de. “
Dörtlükte aşağıdakilerden hangisi belirtilmemiştir?
A) Aş pişirmekte usta olduğunu C) Ağaçlarla haşır neşir olduğu
B) Ustalığını kimlerle paylaştığı D) Meyvelerin iyisini seçebildiğini

12. “ İşlemek “ sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde “Bizim köye minibüs işliyor.”
Cümlesindeki anlamıyla kullanılmıştır?
A) En iyi işleyen otel bizimki C) Ulus – Dışkapı arasında işleyen metroya hiç binmedim.
B) İşyeri on beş elemanla işliyor. D) Duvardaki tüm saatler işledi.

13. “ Hep aydın günlerimiz olmalı,
Milletçe elele, beraber.
Bütün köylerinde güzel yurdumun
Okumayan, yazmayan kalmamalı.
Bu vatan, cennet vatan,
Kalkınmalı, kalkınmalı. “
Mısralarında dile getirilen duygular aşağıdakilerden hangisidir?
A) Birlik – İyimserlik C) Korku - Üzüntü
B) Yalnızlık – Pişmanlık D) Karamsarlık – Özlem

14. Aşağıdaki cümlelerden bir paragraf oluşturulduğunda sıralama nasıl olmalıdır?
I. kendine iş edinmişti IV. acısını çeken ve on beş, on altı yaşından sonra
II. vaktiyle okumamış olmanın V. halkın kültürünü zenginleştirmeyi
III. durmadan çalışarak VI. okuma yazma öğrenen Ahmet Mithat
A) II – IV – VI – III – V - I C)V–VI–IV–III–II–I
B) III – II – V – VI – I – IV D) VI – V – IV – III – II - I


15. “ Benim yârim, bezden kilim Yandaki dörtlüğün kafiye şeması aşağıdakilerden
Dokur Konya’da, Konya’da hangisidir?
Bülbül gibi dertli dilim
Şakır Konya’da, Konya’da”
A) ----------- a B) ---------- a C) ---------- a D) ---------- a
    ----------- a     ---------- b      ---------- b     ---------- b
    ----------- a     ---------- c      ---------- a     ---------- c
    ----------- b     ---------- b      ---------- b     ---------- a

16. “ Herkes benim özverili biçimde çalıştığımı bilir.”cümlesindeki altı çizili söz yerine aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi uygun düşmez?
A) isteyerek B) yılmadan C) canla başla D) aldırış etmeden

17. Aşağıdaki cümlelerden hangisi anlamca olumsuzdur?
A) İsteklerine her zaman cevap verdim, bunu biliyorsun.
B) Gelmiyorum, demedim sana.
C) Bir gece ansızın gelebilirim.
D) Söylediğin sözle, güzel değil.

18. Aşağıdakilerden hangisi bir cümledir?
A) Yükselen bulutlar C-) Hepimiz heyecanlıydık
B) Bahçemizde gördüklerim D-) Boş zamanları değerlendirme konusu

19. “ Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.” cümlesinin öğeleri
aşağıdakilerden hangisine göre dizilmiştir?
A) Özne + tümleç + yüklem C-)Tümleç + özne + yüklem
B) Özne + yüklem D-) Özne + nesne + yüklem

20. “ Sergiledik” fiilinin aldığı ekler, aşağıdaki seçeneklerin hangisinde doğru olarak gösterilmiştir?
A) sergi – le - di –k C) ser – gi – le – di – k
B) ser- gi – le – dik D) sergile – di – k

21. Aşağıdaki fiillerden hangisi farklı bir kişiye göre çekimlenmiştir?
A) Bilmiyorsa B-) Döversin C) Öğrenir D) Okur

22. “Birden, havada karanlığı bir ustura gibi acısız ve belirsiz yaran bir beyaz şimşek parladı.” Cümlesinde bir benzetme vardır. Buna göre ne, neye benzetilmektedir?
A) Karanlık – Usturaya C) Şimşek - Usturaya
B) Ustura – Şimşeğe D) Hava – Usturaya

23. Aşağıdaki kelimelerden hangisi farklı yapıdadır?
A) Havada B) Acısız C) Yaran D) Parladı


24. Aşağıdaki cümlelerden hangisinin öznesi bir isim tamlamasıdır?
A) Birdenbire yollarını sık bir orman kesti.
B) İlkbaharın güzelliğini kış boyunca özleriz.
C) İki bahçeyi birbirinden yüksek bir duvar ayırıyordu.
D) Çiçeklerin güzelliği hepimizi büyülemişti.

25. Hangisi deyim değildir?
A-)Karşı gelmek B) Yemek pişirmek C) Yol vermek D) El uzatmak



CEVAP ANAHTARI

1-D 6-C 11-B 16-D 21-B
2-B 7-B 12-C 17-D 22-C
3-B 8-D 13-A 18-C 23-A
4-A 9-A 14-A 19-A 24-D
5-C 10-D 15-C 20-C 25-B

 

1) Aşağıda altı çizili sözcüklerden hangisinde kaynaşma sesi yoktur?

A) Burslu okumayı aklına koymuş.
B) Kalemini yere düşürmüşsün.
C) Cevap anahtarını henüz hazırlamadım.
D) Yeni sokak lambalarını gördün mü?


2) Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi yapım eki alırken bir ünlü kaybına uğramıştır?

A) Oktay Akbal’ın kitaplarıyla tanışmamın uzunca bir öyküsü var.
B) Dün akşam Azra Erhat’ın Mavi Yolculuk adlı kitabını fazlaca okudum.
C) Sait Faik’in öykülerinin özelliklerini ayrıca anlatacağım.
D) Deniz, Cahit Külebi’nini Sivas Yollarında adlı şiirini iyice ezberledi.

Daha fazla...


3) Aşağıdaki sözcüklerden hangisi Türkçe olduğu halde küçük ünlü uyumuna uymaz?

A) salon B) düşman C) orman D) çamur


4) “Ben de çoşku içinde o insan seline kapılmış koşuyordum… Benim de türeğim hayecandan yerinden fırlayacakmışcasına çarpıyordu. Bu kalabalıkta onu, Gazi Paşa’yı, kurtarıcımızı görmek mümkün müydü?”

Paragrafta aşağıdaki ses olaylarından hangisi yoktur?

A) Ünsüz yumuşaması
C) Ünlü daralması
B) Ünsüz sertleşmesi
D) Kaynaştırma


5) Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcüklerden hangisi gerçek anlamıyla kullanılmıştır?

A) Bir yudum sevgi için neleri feda etmezdi.
B) Onun bu kadar dar görüşlü olabileceğini hayal bile edemezdim.
C) Hayatım renkleniyor, geleceğim ışıl ışıl parlıyordu.
D) Öğrenciler sıkıntılı bir şekilde sınıfa girdiler.


6) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünsüz benzeşmesine örnek yoktur?

A) Neye yarar, neye yarar dedikçe insan hiçbir şey yapamaz olur.
B) Kendi varlıklarından memnun olanlar, iyi sonuçlar yaratırlar.
C) Bilgi farklılık yaratan bir bağdır
D) O, insanın öğrenme kapasitesinin ne kadar büyük ve şaşırtıcı olduğunu biliyordu.


7) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bileşik sözcük kuruluşu bakımından diğerlerinden farklıdır?

A) Köyceğiz’de bir başka mavidir gökyüzü.
B) Aydınlarımız günlük kaynaklarının kaybolmasından korkarlar.
C) Sevgi nedir, nasıl hissedilir, nasıl verilir?
D) Fuat Bey, emredersiniz efendim, diyerek uzmanları çağırttı.


8) ‘Babam, sabah kalktığımız kadar cahil, gece yatağa girmenin en büyük günahlardan biri olduğuna inanırdı. Her gün yeniş bir şeyler öğrenmememizi isterdi. Belirli bir şey öğrenmemizi öğrenmek istemezdi,öğrendiğimiz her yeni şeyin bizi bambaşka bir insan yaptığını ve bizleri tekdüzelikten ve sıkıntıdan kurtardığını söylerdi. Akşam yemeğinde öğrendiğimiz bilgileri hep birlikte paylaşırdık.’

Parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Öğrendiğimiz yeni bilgilerin paylaşılması çok önemlidir.
B) Her zaman değişik konular öğrenmek gerekir.
C) Öğrenilen yeni şeyler insanı değiştirir.
D) Hiçbir şey öğrenmeden günü geçirmek günahtır.


9) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlamca karşıt sözcükler bir arada kullanılmıştır?

A) Hayat hem acı hem de tatlı sürprizlerle doludur.
B) Sınavda yaptığı yanlışlar, Meltem’i bütün doğrularını götürmüş.
C) Burkulan ayağını ılık suyla değil soğuk suyla yıkamalısın
D) aydınlığa ulaşmaya çalıştıkça karanlığa gömülüyoruz sanki.


10) ‘ Dünyamız
Oysaki insanlar vardır yeryüzünde
İşimiz, derdimizin ortağı
Dostumuz kardeşimiz insanlar
Onları düşündüğüm zaman
Öyle bağlanıyorum ki hayata
Gecelerim gündüz olur.’

Yukarıdaki şiirde aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) bileşik sözcük
B) ünsüz düşmesi
C) ünsüz yumuşaması
D) türemiş sözcük


...Yanıtlar...

| 1)B | 2)C | 3)D | 4)C | 5)D |
| 6)B | 7)A | 8)C | 9)C | 10)B |

Ünlem Edatları
(Türkçe Ödevleri)


Bunlar his ve heyecanları; sevinç, keder, ıztırap, nefret, hayıflanma, coşkunluk v.s. gibi ruh hallerini; tabiat seslerini, seslenmeleri; tasdik, red, sorma, gösterme gibi beyan şekillerini ifaden eden edatlardır.

Ünlem edatları cümle içinde geçmedikleri, tek başlarına kullanıldıkları zaman yazıda sonlarına genellikle ünlem işareti konur.

Ünlem edatları beşe ayrılır: ünlemler, seslenme edatları, sorma edatları, gösterme edatları, cevap edatları.

1.Ünlemler: Bunlar his ve heyecanları ifade için içten koparak gelen edatlarla tabiattaki sesleri taklit eden edatlardır: ah, ay, vay, aferin, yuh, pat, hop, pişt, aman, haşa, hah gibi.

2. Seslenme Edatları: Bunlar hitap edatlarıdır. Hiçbir ifadeleri yoktur; a, ay, hey, ya, yahu, be, hey, more gibi.

3. Sorma Edatları: Bunlar sorma ifade eden, soru için kullanılan edatlardır. Başlıcaları hani, acaba, acep, niçin, nasıl, neden ve ha, hı gibi ses taklidi sorma edatlarıdır.

4. Gösterme Edatları: Birini, bir şeyi göstermek için kullanılan işaret edatlarıdır. Başlıca gösterme edatı “işte”dir. Ağızlarda aha, daha, deha, te, ta ve nah kelimeleri de gösterme edatıdır.

5. Cevap Edatları; Tasdik veya red ifade eden edatlardır: evet, hayır, yok, değil, peki, hay hay gibi.

 

 

Bağlama Edatları
(Türkçe Ödevleri)


 Bunlar dil birliklerini, kelimeleri, kelime gruplarını, cümleleri şekil ve mana bakımından birbirine bağlayan edatlardır. Başlıca bağlama edatları şunlardır:



1. Sıralama Edatları: Bunlar arka arkaya gelen unsurları “ve” manasıyla bağlayan ve sıralayan edatlardır: ve, ile, ila.



2. Denkleştirme Edatları: Bunlar birbirine denk olan, birbirinin yerini tutabilecek olan iki unsuru birbirine bağlayan, birbiriyle karşılaştıran edatlardır: veya, yahut, veyahut.



3. Karşılaştırma Edatları: Bunlar karşılaştırılan iki veya daha çok unsuru birbirine bağlayan edatlardır. En az çift kullanılırlar; ya...ya, ya...ya...ya...ya, hem...hem, ne...ne, da...da (de) gibi.



Bunlara şu grubu da katabiliriz: bir...bir, ha...ha, gerek...gerek, bazı...bazı, kimi...kimi, kah...kah, ister...ister gibi.



4.Cümle Başı Edatları: Bunlar cümleleri mana bakımından birbirine bağlayan edatlardır. Başında bulundukları cümleyi ileri ve geriye bağlarlar. Fonksiyon bakımından başlı şu gruplara ayrılırlar:



a) “fakat” ifadesi taşıyanlar: fakat, lakin, ancak, yalnız, ama.

b) “eğer” ifadesi taşıyanlar: eğer, şayet.

c) “gerçi” ifadesi taşıyanlar: gerçi, her ne kadar, vakıa.

d) “çünkü” ifadesi taşıyanlar: çünkü, zira.

e) “mademki” ifadesi taşıyanlar: mademki, madem.

f) Netice ve izah ifade edenler: binaenaleyh, öyle ki, oysa, nitekim, halbuki, belki, hatta, yani, öyleyse gibi.

g) Benzerlik ifade edenler: adeta, sanki, nasıl ki, güya, nitekim.

h) Şarta ve dereceye bağlama edatları: tek, yeter ki, meğer ki, velev, velev ki, ta ki, illa, illa ki.

i) “aksi halde” ifadesi taşıyanlar: yoksa, aksi halde, aksi takdirde.

j) Hele edatı: hele, hele gel gibi.



5. Sona Gelen Edatlar: Bunar kelimelerin, unsurların sonuna gelerek onları önceki veya sonraki unsurlara bağlayan edattır. Aynı zamanda kuvvetlendirme fonksiyonu da vardır. Şunlardır: dahi, da (de), ise, ki, bile, değil.

 

 

 

 

Son Çekim Edatları


 

 Bunlar çekim eki vazifesi gören edatlardır. Sona gelirler. Bu edatlar kullanışlarına göre şöyle sınıflandırılabilirler:



1. İsimlerin yalın, zamirlerin genitif hali ile birleşenler: ile, için, gibi, tek, kadar.

2. Yalın hal ile birleşenler: üzere, ara, sıra diye, içre.

1. Datif hali ile birleşenler: kadar, taraf, değin, göre, ait, dek, karşı, dair, nazaran, doğru, rağmen.

2. Ablatif hali ile birleşenler: dolayı, ötürü, beri, önce, içeri, evvel, geri, yana, gayri, başka, öte, sonra gibi.



Bu edatları fonksiyonlarına göre de şöyle sınıflandırabiliriz:



1.Vasıta ve beraberlik edatları: ile, birle.

2. Sebep edatları: için, üzere, dolayı, ötürü, diye.

3. Benzerlik edatları: gibi, tek gibi.

4.Başkalık edatları: başka, özge, gayri.

3. Diğer hal edatları: göre, nazaran, dair, mada.

4. Miktar edatı: kadar.

5. Zaman edatları: beri, önce, evvel, böyle, sonra, geri.

6. Yer ve yön edatları: kadar, değin, dek, karşı, doğru, daha, yana, taraf, sıra, içeri, içre, üzre, ara, öte.



İşte başlıca son çekim edatları bunlardır. Bunlara halde, karşılık, mukabil, nisbet, bedel gibi kelimeleri de ilave edebiliriz.



Bunlara son çekim edatı gibi kullanılan şu kelimeleri de ekleyebiliriz: hakkında, yüzden, yüzünden, üzerine, yandan, taraftan, tarafından, bakıma, bakımından, yönden, yönünden, cihetle, suretle, suretiyle, veçhile, sebeple, sebebiyle, dolayısıyla.



Aşağıdaki parçada geçen edatları inceleyiniz.


Burada sevmeğe başladığım üç şey var:

Birisi, penceremin altındaki akar çeşme ki, hiç durmayan sesiyle yalnızlık gecelerimde, adeta bana arkadaşlık ediyor.

İkincisi, küçük Vehbi: Hatice Hanımın saltanatı zamanında ömrünü sandığın dibinde sırtüstü ceza çekmekle geçiren çocuk. Ben, bu afacana iyiden iyiye abayı yaktım. Buradaki çocukların hiçbirine benzemiyor. –k- ları –c- gibi telaffuz ederek öyle serbest, şen bir konuşman var ki...

Vehbi, bir gün bahçede küçük,parlak gözlerini süze süze yüzüme bakıyordu:

- Ne bakıyorsun Vehbi? Dedim.

Hiç çekinmeden:

- Sen güzel kızmışsın be. Ağama alıvereyim seni. Bizim gelinimiz ol. Ağam, sana pabuçlar, entariler, taraklar alıverir.

Vehbinin her hali iyi, hoş amma, bir türlü beni saymıyor.

O kadar ki, azarladığım, yavaşça ince kulağını çektiğim zaman bile bana ehemmiyet vermiyor. Maamafih, belki de bunun için onu bu kadar seviyorum.

Vehbi, bu münasebetsizliği de yapınca kaşlarımı çattım:

- İnsan, hocasına böyle lakırdı söyler mi? İşitirlerse senin ağzını yırtarlar, dedim.

Çocuk, benim saflığımla eğlenir gibi:

 

 

Sözcük İncelemesi (Kelime Tahlili)
(Türkçe Ödevleri)


Dağlardan : dağ-lar-dan

-dağ : isim kökü

-lar : çoğul eki

-dan : isim çekim eki, ayrılma hali



Arasından : ara-sı-n-dan

-ara : isim kökü

-sı : iyelik eki

-n : yardımcı ses

-dan : isim çekim eki, ayrılma hali



Bakarlardı : bak-ar-lar-dı

-bak : fiil kökü

-ar : geniş zaman eki

-lar : çoğul şahıs eki

-dı : hikaye eki

-bakarlardı : geniş zaman hikayesi, üçüncü çoğul şahıs



Duyulur : duy-ul-ur

-duy : fiil kökü

-ul : fiilden fiil yapma eki

-ur : geniş zaman eki, üçüncü tekil şahıs



Türkleştirilmek : Türk-le-ş-tir-il-mek

-Türk : isim kökü

-le : isimden fiil yapma eki

-ş : fiilden fiil yapma eki

-tir : fiilden fiil yapma eki

-il : fiilden fiil yapma eki

-mek : fiilden isim yapma eki



Çocuklarımıza : çocuk-lar-ımız-a

-çocuk : isim kökü

-lar : çoğul eki

-ımız : isim çekim eki, iyelik, birinci çoğul şahıs

-a : isim çekim eki, yönelme hali



Yorgun gözümün halkalarında : yor-gun göz-üm-ün halka-ları-n-da

-yor : fiil kökü

-gun : fiilden isim yapma eki

-göz : isim kökü

-üm : isim çekim eki, iyelik, birinci tekil şahıs

-ün : isim çekim eki, ilgi hali

-halka : isim kökü

-ları : iyelik eki, üçüncü çoğul şahıs

-n : yardımcı ses

-da : isim çekim eki, bulunma hali



İyileşiyor : iyi-le-ş-i-yor

-iyi : isim kökü

-le : isimden fiil yapma eki

-ş : fiilden fiil yapma eki

-i : yardımcı ses

-yor : şimdiki zaman eki, üçüncü tekil şahıs



Geldikçe : gel-dikçe

-gel : fiil kökü

-dikçe : zarf, fiil eki



İnceleyerek : ince-le-y-erek

-ince : isim kökü

-le : isimden fiil yapma eki

-y : yardımcı sese

-erek : zarf, fiil eki



Konuşmacıların : konuş-ma-cı-lar-ın

-konuş : fiil kökü

-ma : fiilden isim yapma eki

-cı : isimden isim yapma eki

-lar : çoğul eki

-ın : isim çeki eki, ilgi hali



Bakabilsek : bak-a-bil-se-k

-bak : fiil kökü

-a : zarf, fiil eki

-bil : fiil kökü, yeterlilik fiili

-se : şart eki

-k : birinci çoğul şahıs eki



Kalacaksın : kal-acak-sın

-kal : fiil kökü

-acak : gelecek zaman eki

-sın : ikinci tekil şahıs eki



Yavrucuğum : yavru-cuk-um

-yavru : isim kökü

-cuk : isimden isim yapma eki

-um : iyelik eki, birinci tekil şahıs



Arkadaşlarına : arka-daş-ları-n-a

-arka : isim kökü

-daş : isimden isim yapma eki

-ları : iyelik eki, üçüncü çoğul şahıs

-n : yardımcı ses

-a : isim çekim eki, yönelme hali

 

 

Anlam İlişkilerine Göre Cümleler
(Türkçe Ödevleri)


Bileşik ve sıralı cümlelerde birden çok yargı, önerme bulunur. Genellikle Bu yargılar arasında ya da tek yargılı anlatımlarda değişik amaçlarla değişik anlam ilişkileri kurulabilir. Bağlaçlar, ilgeçler ya da diğer dil birimleriyle kurulan anlam ilişkilerinin başlıcaları şunlardır:

Neden - Sonuç İlişkili Cümleler : Bir cümlede ifade edilen yargılardan birinin neden, diğerinin sonuç olabilecek biçimde kullanılmasıyla ortaya çıkan cümleler, neden sonuç anlamı taşır. Bir cümlede neden sonuç ilişkisi genellikle "için, ile, den dolayı, den ötürü" ilgeçleriyle kurulabileceği gibi "den / dan" eki ya da kimi bağlaç ve sözcüklerle de kurulabilir. Böyle cümlelerde "neden" bildiren kısım başta ya da sonda olabilir.

Örnek :

- Yoğun kar yağışı yüzünden Ankara - İstanbul seferleri iptal edilmiş.

- Elindeki işi bitiremediğinden bir hafta kadar yeni bir iş alamayacağını söyledi.

- Derslere sürekli geç gelmesi ve ödevlerini zamanında yapmaması öğretmenini çok kızdırıyordu.

UYARI : "-den" ekiyle "dolayı" ve "ötürü" ilgeçlerinin birlikte kullanılması genellikle gereksiz sözcük kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğu yaratır. Ancak anlatım bozukluğu olmayan kullanımları da vardır. Örnek :

- Sizi sevdiğimden dolayı böyle davranıyorum. ("dolayı" ilgeci gereksiz kullanılmış)

- Bundan dolayı akşam size gelemeyiz. (anlatım bozukluğu yok)

Amaç - Sonuç İlişkili Cümleler : Sonuç bildiren bir yargıyla o sonucun hangi amaçla yapıldığını anlatan bir başka yargıdan oluşan cümlelerdir. Bu ilişki "-mek / -mak için, -mek / -mak üzere" ilgeçleri ya da "-e , -a" ekiyle kurulur. Örnek :

- Biraz hava almak ve dinlenmek için arkadaşlarıyla Pazar günü pikniğe gideceklermiş.

- Onunla bu durumu bütün ayrıntılarıyla değerlendirmek üzere tekrar bir araya geleceğiz.

- Okula onu görmeye gittim.



Açıklama İlişkili Cümleler : Açıklama, bilinmeyeni bilinir kılmaktır. Bir kavram, durum ya da olguyla ilgili bilgi vermek amacıyla kurulan cümleler, açıklama nitelikli cümlelerdir. Açıklama belirten cümlelerde yargılar arasındaki bağlantı bağlaçlarla kurulur. Örnek :

- Bugün okula gitmeyeceğim; çünkü hastayım.

- Yüzünden düşen bin parça, anlaşılan üzgünsün.

Koşul İlişkili Cümleler : Bir durumun, yargının oluşmasını, gerçekleşmesini, bir diğer yargı ile, anlatılan koşulun olmasına bağlayan cümlelerdir. Bu ilişki genellikle "-se / -sa" dilek koşul kip ekiyle, "ise" ek-eylemi ya da bağlaçlarla sağlanır. Örnek :

- Annem sana baktıkça gençlik yıllarını anımsadığını söylüyor.

- Sinemaya gideceksin; ancak önce ödevlerini bitir.

- İstediğin her şeyi alırım, yeter ki sınıfını geç.

- Git; ama saat on ikiden önce evde ol.

- Buraya gelirse görüşebiliriz.

Karşılaştırma Cümleleri : Karşılaştırma, birbirleriyle ilişkili iki varlık, iki kavram ya da herhangi iki şeyi, ortak olan ya da olmayan yönleriyle anlatmaktır. Karşılaştırma cümlelerinde; karşılaştırma ilişkisi "gibi, kadar, daha, en..." gibi bağlaç, ilgeç ve belirteçlerle kurulur. Örnek :

- Haber alma gereksinimini en iyi karşılayan iletişim aracı televizyondur.

- Hiçbirimiz onun kadar duyarlı ve hoşgörülü değildik.

- Kendi yaşıtı insanlardan daha genç ve daha diri bir görünüşü vardı.

Cümle Tamamlama : Kimi zaman bir yargı bütünlüğünden bir sözcük yada sözcük öbeği çıkarılmış olabilir. Yargının anlamsal ve anlatımsal bütünlüğü göz önünde bulundurularak bu eksik tamamlanır.

Tamamlanacak ve tamamlayacak cümleler ya da sözler arasında;

- Anlamsal ilişki doğru kurulmalıdır.

- Zaman ve kişi yönünden uyum olmalıdır.

- Cümleleri anlamca bağlamak için uygun bağlaçlar kullanılmalıdır.

Örnek : İnsanlar bilerek ya da bilmeyerek doğanın dengesini bozuyorlar, sonra aynı doğayı korumak için sempozyumlar düzenleyip, dernekler kuruyorlar; çünkü...

- Doğanın kendileri için yaşamsal değerini biliyorlar.

- Yanlış yaptıklarının bilincindeler.

- Kendilerini affettirmek istiyorlar.

- Doğayı taklit etmek istiyorlar.

İçeriklerine Göre Cümleler
(Türkçe Ödevleri)


Varsayım İçeren Cümleler : Varsayım, gerçekte olup olmadığına, olmayacağına bakılmaksızın bir olay ya da durumu bir süre için var kabul etmektir. Varsayım anlamı taşıyan yargılarda genellikle "tutalım ki, diyelim ki, farz edelim, düşün ki" gibi ifadelere yer verilir. Örnek :

- Büyük ikramiye sana çıktı diyelim, bana ne alırsın?

- Tut ki puanın yetmedi ve üniversiteye giremedin.

- Şu anda kapının çalındığını ve oğlunun geldiğini farz edelim.

- Gözlerini kapa ve sımsıcacık bir odada dışarıda yağan karı seyrederek çay içtiğimizi düşün.

Önyargı Bildiren Cümleler : Bir eylem henüz sonuçlanmadan, o eylemin nasıl sonuçlanacağı konusunda fikir yürüten cümlelerdir. Örnek :

- Bizi görür görmez yine bağırıp çağıracak.

- Ben zaten onun suçlu olduğunu baştan biliyordum.

- Göreceksiniz, son şiirlerinde de ayrılık ve ölüm üzerine konuşup bizleri hayal kırıklığına uğratacak.

- Bu çocuğun bir baltaya sap olamayacağı baştan belliydi.

Öneri Bildiren Cümleler : Bir sorunu çözmek, herhangi bir konuda yol gösterip bilgi ve fikir vermek amacıyla, öne sürülen görüşü, düşünceyi ve teklifi içeren cümlelere öneri bildiren cümleler denir. Örnek :

- Kitabın sonuna bir de kaynakça konsa iyi olur.

- Konuyu iyice anlamak istiyorsan, önce tekrar et, sonra da bol bol soru çöz.

- Oyunda günlük yaşamın derinliğine fazlaca girilmeseydi, oyun daha derli toplu olurdu.

- Siyah eteğin üstüne mavi desenli gömleğini giyersen sana daha çok yakışır.

Üslupla ilgili Cümleler : Bir yazar ya da bir eserin dil ve anlatım özelliklerine üslup denir. Üslubun iki boyutu vardır. Biri yazarın tekniği, kurgusuyla; diğeri dil ve anlatım özellikleriyle ilgilidir. Herhangi bir metne yönelttiğimiz "Nasıl anlatılmış?" sorusuna dil ve anlatımla ilgili bir yanıt alırız ve aldığımız bu yanıt, yazarın üslubunu ortaya koyar. Örnek :

- İlk kitabında Halk edebiyatı söyleyişiyle yazdığı küçük şiirler vardı.

- Tasvir bölümlerinde dili iyice ağırlaşmış; yazar söz oyunlarına sık sık başvurarak sıfatlı, mecazlı ve sanatlı bir anlatım kullanmıştır.

- Kısa ve özlü bir anlatım, devrik cümleler, eserine en belirgin özelliğidir.

Olasılık - Olabilirlilik Cümleleri : Olasılık, kesinliği olmaksızın bir olay ya da durumun ortaya çıkmasının beklenilmesidir. Bu tür yargılar kesinlik anlamı taşımaz. Örnek :

- Yarın işe biraz geç gelebilirim.

- Şimdi bizim oralara da bahar gelmiştir.

- Sınav zamanı yaklaştı, herhalde düzenli bir çalışma yapıyordur.

- Durumu çok iyi, bu çocuğa küçük bir yardımda bulunur sanıyorum.

Eşitliğin Söz Konusu Olup Olmadığını Bildiren Cümleler : Kimi cümleler, herhangi bir şeyin ortadan ya da eşit biçimde bölündüğü anlamı taşır. Bu tür yargılarda eşitlik söz konusudur. Ancak kimi cümlelerde herhangi bir şeyin ortadan veya eşit olarak bölünmediği anlamı vardır ya da eşitliğin olduğuna dair herhangi bir ipucu verilmemiştir. Bu tür cümleler de eşitlik söz konusu değildir. Örnek:

- Harçlıklarını kardeş payı yaparak birkaç gün idare ettiler. (Eşitlik Anlamı)

- Bir elmayı yarı yarıya paylaşıp yediler. (Eşitlik Anlamı)

- Kardeşler, mirastan paylarına düşeni alıp, sessizce ayrıldılar. (Eşitlik söz konusu değil)

- Şirketin karını hisseleri oranında paylaştılar. (Eşitlik söz konusu değil)

Gerçekleşmemiş Bir Beklentiyi Dile Getiren Cümleler : Beklenti, bir olgunun sonunda gerçekleşmesi beklenen sonuç, bireyin, belli şart ve durumların alacağı biçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki ön görüşü anlamına gelir. Bu tanımlamaya bağlı olarak kimi cümlelerde bir beklentinin gerçekleşmediği yönünde bir anlam ve yargı görülür. Örnek :

- Ankara'ya geldiğinde beni arar sanmıştım.

- Bizi bu sefer daha sıcak karşılayacağını düşünmüştük.

- Yıl boyunca çalışıp didindiğini görünce iyi bir okula gireceğini zannediyordum.

- Bu işten daha çok para kazanacağımızı ummuştuk.

Gerçekte Var Olmayıp Öyle Sanılma Anlamı Taşıyan Cümleler : Kimi cümleler, herhangi bir olgu gerçekte var olmadığı halde, kişinin bu olgunun var olduğunu zannetmesi anlamını taşır. Örnek :

- Ben onun kardeşi değil, düşmanıydım sanki.

- Adama bak, sanki para vermiş de karşılığını bekliyor.

- Arkadaşı soruları çözdükçe, kendisi çözüyor gibi seviniyordu.

Hayıflanma - Üzülme Anlamı Taşıyan Cümleler : Hayıflanma cümleleri bir olay, durum ve kişi karşısında üzülme ya da yerinme anlamlarını taşır. Örnek :

- Kuşlar göç ediyor, ne yazık ki kış geliyor.

- O güzelim kız, birkaç yılda çöküp yaşlandı.

- Yüreğinin acısını, yılların izini taşıyordu yüzündeki derin çizgiler.

- Zavallı adam, çocuklarını yetiştirebilmek için ne acılar çekti.

Sitem - Kızgınlık Anlamı Taşıyan Cümleler : Sözü ya da hareketleriyle, birinin, bir kimseyi kırdığını, üzdüğünü veya gücendirdiğini öfkelenmeden dile getiren cümleler sitem anlatımlı; sözü söyleyenin bir kişiye kızdığını anlatan cümlelerse kızgınlık anlamlı cümlelerdir. Örnek :

- Her hafta sonu toplanıp kıra gidersiniz de beni çağırmazsınız.

- İnsan, kendisine bunca emeği geçen insanı bir kere de olsa arayıp sorar.

- Dediklerimi yapma da göreyim seni!

- Sen kim oluyorsun da bana karşı böyle konuşuyorsun!

Yapıtın Konusuna Değinen Cümleler : Bir anlatımda verilmek istenen öz, düşünce ve duygu bütününe içerik adı verilirken kimi cümleler, herhangi bir yapıtın konusuna ya da özün ne olduğuna yani içeriğine değinir. Örnek :

- Cahit Sıtkı'nın şiirlerinde genel olarak ölüm ve yalnızlık teması ele alınıyor.

- Romanda kent insanlarının bireyci yaşamları ve bunun yarattığı bunalımlar anlatılmış.

- Ömer Seyfettin, kimi öykülerinde çocukluk ve askerlik anılarını işliyor.

- Ziya Osman Saba, yalın ve içten bir anlatımla yoksul yaşamlara karşı duyduğu ezikliği anlatır bu şiirinde.

Aşamalı Bir Durumu Bildiren Cümleler : Aşamalı bir anlam içeren cümlelerde, bir durumun gitgide ilerlemesi anlamı vardır. Örnek :

- Zavallı kadın sürekli zayıflıyor, her geçen gün biraz daha küçülüyordu.

- Uçak önce havalandı, sonra yavaş yavaş bulutların arasında kayboldu.

- Hastamız günden güne iyiye gidiyor.

- Kurşun sırtından girince, asker önce dizlerinin üzerine çöktü, sonra boylu boyunca yere yığıldı.

Beğenme - Takdir Etme Anlamı İçeren Cümleler : Beğenme, takdir etme anlamı içeren cümleler, herhangi bir şeye yönelik beğeniyi, övgüyü dile getiren cümlelerdir. Örnek :

- Aşkolsun delikanlıya, rakibinin sırtını bir hamlede yere getirdi.

- Her türlü rezaletin yaşandığı bu çevrede dürüst ve tertemiz bir insan olarak yetişti.

- Eserlerinde yapaylığa kaçmadan içten ve yalın bir söyleyişle dile getirir duygularını.

- Bozkırın ortasında açılmış sapsarı bir çiçektir bu şiirler.

 

Doğrudan ve Dolaylı Anlatımlı Cümleler
(Türkçe Ödevleri)


Doğrudan (Dolaysız) Anlatım : Söylenenleri biçimsel bir değişikliğe uğratmadan, kişilerin söylediği ya da sözün söylendiği biçimde, olduğu gibi aktaran cümlelerin anlatımına denir.

Dolaylı Anlatım: Bir sözün kişi, zaman, anlatıcı değişiklikleriyle aktarılan biçimidir. Bu anlatım biçimiyle kurulan cümlelere daha çok roman, öykü gibi anlatımsal türlerde, olayların yazar tarafından anlatılmasında rastlanır. Örnek :

- En iyi romanlar, bir bunalım döneminde yazılır, der Dostoyevski. (Doğrudan)

- En iyi romanların bir bunalım döneminde yazılacağını söylüyor Dostoyevski (Dolaylı)

- Turgut Uyar : "Nobel Ödülünü kazanan bu yazarı, en içten dileklerimle kutlarım." Diyor. (Doğrudan)

- Turgut Uyar, bir yazısında , Nobel Ödülü kazanan bu yazarı en içten dilekleriyle kutladığını belirtiyor. (Dolaylı)

Yorumlama Bildiren Cümleler : Yorumlama, görülüp duyulanlardan anlatıcının kendince bir anlam çıkarması, açıklama yapmasıdır. Yorumlama, bu özelliğiyle kişisel, öznel bir değerlendirmedir. Örnek :

- Edip Cansever'in şiirleri sürekli bir açılım ve gelişim içinde görülüyor.

- Eğitim bir okul sorunu değildir, o insanın kendisinde taşıdığı bir eylemdir.

- Ne zaman yüzüne baksam gözlerini kaçırıyor, sanki benden bir şeyler saklıyor.

Değerlendirme Cümleleri : Değerlendirme özelliği taşıyan cümlelerde anlatıcı; bir yapıt , bir sanatçı, bir olayla ilgili olumlu ya da olumsuz belirlemeleri anlatır. Örnek :

- Yazarın bu romanında çok etkileyici bir anlatım var.

- Yazar, sürekli gerilimler yaratarak okurun ilgisini hep canlı tutuyor.

- Son sergideki resimlerinde, yeşil tonları kırmızı tonlardan daha çok kullanmış.

Tanım Cümleleri : Tanımlama; bir kavramı, bir durumu nitelik ve özellikleriyle belirleme, işlevini gösterme ya da onu benzerlerinden ayıran ayırıcı yönlerini göstermeye denir. Bu amaçla kurulan cümlelere de tanım cümlesi denir. Bir kavramın, bir varlığın anlatıldığı cümleye "Bu nedir?", "Bu şey nedir?" sorusunu yönelttiğimizde yanıt alabiliyorsak bu cümle bir tanım cümlesidir. Örnek :

- Roman, olmuş ya da olabilecek olayları anlatan uzun bir

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği paylaşın!